Hiççilik, Nihilizm veya Yokçuluk 19. yüzyıl ortalarında Rusya'da, özellikle
genç entelektüel kesim arasında taraftar bularak yükselen ve bu vesileyle
kendine büyük felsefi akımlar arasında yer edinen bir felsefî yaklaşımdır.
Latince'de 'hiç' anlamına gelen nihil sözcüğünden türetilen Nihilizm, günümüzde
birçok spesifik alt dala ayrılmakla beraber, en popüler tanımıyla; her şeyin
anlamdan ve değerden yoksun olduğunu savunan felsefi görüştür. Nihilistler
genel olarak tanrının varlığını, iradenin özgürlüğünü, bilginin imkânını,
ahlâkı ve tarihin mutlu sonunu reddederler.
Nihilist kelimesi ilk kez Rus Edebiyatı'nda Nedejin'in bir makalesinde Puşkin
için kullanılmıştır.[kaynak belirtilmeli] 19. yüzyılda Nihilizm daha sonradan,
en belirgin haliyle Turgenyev'in Türkçe'ye Babalar ve Oğullar adıyla çevrilen
romanının kahramânı Bazarov'un kişiliğinde ifâde bulmuştur.
Nihilizm'e en çok yakıştırılan düşünürlerden olan Nietzsche'ye göre Nihilizm,
yüksek ideallerin değerlerini yitirmelerinden kaynaklanan olumsuz düşünce
tutumudur. Nietzsche, nihilizmin soy kütüğünü oluştururken, bunun
aşılabileceğine de değinmiştir: Korkular, karşı çıkışlar, başkaldırmalar,
Varlık'ı (Tanrı) anlaşılır bir gerçeklik ve değer yapan varlık idealizminin
çöküş belirtileridir. Nietzsche için 'Tanrı öldü' ve bu varlık artık "kendisine
yakıştırılan bütün değerleri hiçe indiren bir yokluk" olmuştur. Yani Nietzsche
"Tanrı öldü" derken Avrupa'da ve dünyada tanrı kavramının yozlaştırıldığını,
yok edildiğini söylemiştir.
Tüm bunlara rağmen, J. Grenier'e göre Nietzsche asla bir nihilist olmamıştır.
Güç İstenci adlı kitabında belirttiği üzere Nietzsche, Nihilizm'i sonuna kadar
yaşamış ve onu aşmıştır. Nihilizm'in aşılması gereken bir şey olduğunu savunur.
Peki, Nihilizm nasıl aşılır? Bu soruya verdiği cevap şöyledir: "Bizler doğadaki
tüm ahlakı reddetmiyoruz, ahlakın evrensel olduğunu iddiasını reddediyoruz ve
bir ahlak kuralını reddederken veya kabul ederken onun hayatı geliştirici mi
yoksa engelleyici mi olduğuna bakıyoruz." Bu bakış açısından
değerlendirildiğinde Nihilizm, olumsuz bir durumun ifadesidir: insan
özgürlüğüne ket vurucu, onu köleleştirici, gerçeklerden uzaklaştırıcı her tür
idealist düşünce ve ahlak anlayışı, Nihilizm'dir. Dolayısıyla Nihilizm'in
kaynağı din, töre, ahlak kurallarından hayatın akışına engel olan ve insanları
köleleştiren her tür düşünce ve inanıştır.
Nietzsche köle ve efendi ahlakı olarak iki ahlaktan bahseder. Ona göre
toplumdaki tüm bireylerin var oluş nedeni "üst-insan"a ulaşmak ve onun
amaçlarına hizmet etmektir. O zaman Nihilizm "kölelerin ahlâkı" olarak belirir;
köleler, gerçek yaşamdaki güçsüzlüklerini unutmak için, bir ideale veya bir
kurmaca Tanrı'ya gerek duyarlar. Hiçlik istemi olan nihilizm, idealist bir
yadsıma mantığından kaynaklanır; yaşamı, sanat aracılığıyla, "özgür düşünce"
olarak doğrulayacağına, bilinç adına yadsır.
Heidegger ise Nihilizm'i Batı Düşüncesi'ni oluşturan öğelerden biri olarak
görür. Bu görüş, değeri ve "var olan"ı tanımlamak için gerçekte, varlık
sorusunu sormayı kendine yasaklar. Gorgias ise nihilizmin agnostik yönüne vurgu
yaparak Hiçbir şey var değildir, var olsa da bilinmez, bilinse de başkalarına
aktarılamaz. demiştir
ActivityRank: 206
Nihilist kelimesi ilk kez Rus Edebiyatı'nda Nedejin'in bir makalesinde Puşkin için kullanılmıştır.[kaynak belirtilmeli] 19. yüzyılda Nihilizm daha sonradan, en belirgin haliyle Turgenyev'in Türkçe'ye Babalar ve Oğullar adıyla çevrilen romanının kahramânı Bazarov'un kişiliğinde ifâde bulmuştur.
Nihilizm'e en çok yakıştırılan düşünürlerden olan Nietzsche'ye göre Nihilizm, yüksek ideallerin değerlerini yitirmelerinden kaynaklanan olumsuz düşünce tutumudur. Nietzsche, nihilizmin soy kütüğünü oluştururken, bunun aşılabileceğine de değinmiştir: Korkular, karşı çıkışlar, başkaldırmalar, Varlık'ı (Tanrı) anlaşılır bir gerçeklik ve değer yapan varlık idealizminin çöküş belirtileridir. Nietzsche için 'Tanrı öldü' ve bu varlık artık "kendisine yakıştırılan bütün değerleri hiçe indiren bir yokluk" olmuştur. Yani Nietzsche "Tanrı öldü" derken Avrupa'da ve dünyada tanrı kavramının yozlaştırıldığını, yok edildiğini söylemiştir.
Tüm bunlara rağmen, J. Grenier'e göre Nietzsche asla bir nihilist olmamıştır. Güç İstenci adlı kitabında belirttiği üzere Nietzsche, Nihilizm'i sonuna kadar yaşamış ve onu aşmıştır. Nihilizm'in aşılması gereken bir şey olduğunu savunur. Peki, Nihilizm nasıl aşılır? Bu soruya verdiği cevap şöyledir: "Bizler doğadaki tüm ahlakı reddetmiyoruz, ahlakın evrensel olduğunu iddiasını reddediyoruz ve bir ahlak kuralını reddederken veya kabul ederken onun hayatı geliştirici mi yoksa engelleyici mi olduğuna bakıyoruz." Bu bakış açısından değerlendirildiğinde Nihilizm, olumsuz bir durumun ifadesidir: insan özgürlüğüne ket vurucu, onu köleleştirici, gerçeklerden uzaklaştırıcı her tür idealist düşünce ve ahlak anlayışı, Nihilizm'dir. Dolayısıyla Nihilizm'in kaynağı din, töre, ahlak kurallarından hayatın akışına engel olan ve insanları köleleştiren her tür düşünce ve inanıştır.
Nietzsche köle ve efendi ahlakı olarak iki ahlaktan bahseder. Ona göre toplumdaki tüm bireylerin var oluş nedeni "üst-insan"a ulaşmak ve onun amaçlarına hizmet etmektir. O zaman Nihilizm "kölelerin ahlâkı" olarak belirir; köleler, gerçek yaşamdaki güçsüzlüklerini unutmak için, bir ideale veya bir kurmaca Tanrı'ya gerek duyarlar. Hiçlik istemi olan nihilizm, idealist bir yadsıma mantığından kaynaklanır; yaşamı, sanat aracılığıyla, "özgür düşünce" olarak doğrulayacağına, bilinç adına yadsır.
Heidegger ise Nihilizm'i Batı Düşüncesi'ni oluşturan öğelerden biri olarak görür. Bu görüş, değeri ve "var olan"ı tanımlamak için gerçekte, varlık sorusunu sormayı kendine yasaklar. Gorgias ise nihilizmin agnostik yönüne vurgu yaparak Hiçbir şey var değildir, var olsa da bilinmez, bilinse de başkalarına aktarılamaz. demiştir