Deizm Latince "deus" (tanrı) sözcüğünden gelir. Deist kelimesinin ilk kez
kullanımı Pierre Viret tarafından Instruction Chrestienne (1564) isimli
yapıtında olmuştur. İngiltere'de de Robert Burton Melankolinin Anatomisi (1621)
eserinde kullanmıştır. TDK Sözlüğünde deizm, "Tanrı'yı yalnızca ilk sebep
olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan,
vahyi reddeden görüş, tanrıcılık,olarak tanımlanmıştır.[1] Tarihi Deist
düşünce; eski zamanlardan beri (örn. Heraklitos) vardır. Deizm kelimesi ise;
17'inci yüzyılda özellikle İngiltere'de kullanılmaya başlamıştır. Doğa dinine
inanış 17'inci yüzyılda Avrupa'da bir devrim olmuş; birçok kültür bu akıma
destek vermiştir. Rönesans dönemindeki hümanist yaklaşım; Avrupa'nın klasik
Roma ve Yunan dönemindeki düşünceleri çalışmaya itmiştir. Bunun yanı sıra; eski
dokümanların analiz edilmesi doğrultusunda ve bilimin de sunduğu olgularla
tarihte ilk defa Hristiyan toplumlar tarafından İncil eleştirilmiştir. Yapılan
araştırmalar doğrultusunda; Dünya tarihi'nin İncil'de anlatıldığından çok daha
farklı olduğu ortaya çıkmıştır. Mitoloji üzerine yapılan araştırmalarda da;
birçok dinin kendinden önceki dinlerden örnekler alarak hikâyelerde
karakterlerin isimlerini değiştirerek kullandığını ortaya çıkarmıştır. Bu
doğrultuda; Hristiyanlığın birçok din arasındaki dinlerden biri olduğunun
farkına varılmış; ve hiç bir şeyin bir dinin diğerinden daha iyi ya da daha
doğru olduğunu ispatlamayacağına inanmışlardı. Dinlerle anlaşmazlıklar Avrupa
Reformizm'in başladığından bu yana yaşadığı dini savaşlarla oldukça sorun
yaşamıştı. 1642'de Herbert'in De Veritate yayımlanmış; 30 yıl savaşı Avrupa'da
25 yıl boyunca yaşama standartlarını oldukça zorlamıştı. O kadar büyük ve
yokedici bir dini savaştı ki; Almanya'daki nüfusun %15 ila %20'si bu savaşlarda
öldü. Daha da yakın olarak; İngiliz İç Savaşı'nda kral ve parlemento karşı
karşıya gelmişti. Tarikatların uyguladığı yoğun şiddet; geniş anlamda
duyguların reddedilmesine yol almıştı. Bu ayrıca; doğal dini doğrulara
insanları yönetti. Evrensel olarak kabul edilebilecek doğrular, doğa'nın kanunu
veyahutta insan mantığının içindeki kanunlara ilgi duyuldu. Bilimde ilerlemeler
17'inci yüzyıl bilimde oldukça fazla yeniliklerle karşılaştı. Kopernik, Kepler
ve Galileo Dünya'nın kainatın merkezi olduğu düşüncesini yoketti ve kainatın
gösterilmeye çalışıldığından oldukça büyük olduğunu ortaya sundu. Bu
uyuşmazlıklar dini otoritelerce büyük tepki gördü; ve Galileo dince kabul
edilmiş görüşlerin karşısında bir buluş sunduğu için yargılanması en belirgin
örneklerindendir. Bu doğrultuda din inanç ve mantık konusunda bir otorite olsa
da; artık bilimsel konularda bir otorite değildi. Isaac Newton'un evrensel yer
çekimi; Dünya'da ve uzaydaki nesnelerin davranışını açıklamasıyla, doğal
evren'in doğa kanunlarıyla yönetildiğini ortaya çıkardı. Bu teoloji de
(Watchmaker anolojisi) Tanrı'nın kainatı yarattığı, doğa kanunlarına uygun
bıraktığı ve sahneden çekildiğini önerdi. Bu doğrultuda; dini mucizeler altında
anlatılan doğa üstü olayların da doğa kanunlarına aykırı olması büyük fikir
ayrılıklarına sebebiyet verdi. Deizmin özellikleri Deizm konsepti; belli bir
merkezi, temsilcisi, ya da belirgin kanunları olmadığı için birçok değişik
bakış açısına sahiptir. Ancak; Deizm'in merkezinde iki kural bulunmaktadır.
İlan edilmiş bir dinin reddi - (bu Deizm'in negatif - eleştirici bakış
açısından yönüdür) Mantığın bize dini doğruları öğretebileceği - (bu da
Deizm'in pozitif - yapıcı bakış açısından yönüdür) Eleştirici deizm öğeleri
şunları içerir: Tanrı tarafından ilan edilmiş veya yazıldığı iddia edilen
kitaplara sahip olan dinlerin reddi. İlahi olduğu savunulan kitapların
Tanrı'nın sözü olduğunun reddi. Mucizelerin ve kehanetlerin reddi. Dini
bilinmez öğelerin reddi. Kutsal kitaplardaki yaratılış hikâyelerinin ve
insanların doğuşta günahkar olduklarının reddi. Kaynağı ilahi ilan edilen tüm
dinlerin reddi. Yapıcı deizm öğeleri de şunları içerir: Tanrı vardır ve kainatı
yaratmıştır. Tanrı insanların mantıksal davranmasını ister. İnsanların ruhları
ölümden sonra hala vardır, bu doğrultuda ölümden sonra yaşam da vardır. Yaşam
sonrasında, Tanrı iyi davranışlarımızı ödüllendirecek, kötü davranışlarımızı
cezalandıracaktır.Bu konu deistlere göre değişiklik gösterir. Kişisel olarak
deistlerin düşünceleri oldukça geniş ve değişiktir. Bazıları aralarında
kendilerini asıl hristiyanlar olarak da ilan etmiş; İncil'den mucizeleri,
kehanetleri ve bilinmezleri çıkartarak; İsa'nın insanlara iyilik öğretmek
isteyen biri olduğunu sunmuşlardır. Örnek olarak Thomas Jefferson; bu öğeleri
çıkartarak Jefferson İncili'ni yazmıştır. Radikal olarak da; hristiyanlığı ve
tüm dinleri tamamen reddeden ve mantık aramayan deistler de mevcuttur. Radikal
deistler de dindar insanlar tarafından genelde ateist olarak görülmüştür.
Günümüzde deizm Birçok hristiyan deist; Üniteryanizm inancına bağlanmıştır.
Modern deistler klasik deizm inanışını, modern felsefe ile birleştirerek
günümüz bilimiyle kullanmak istemişlerdir. Bu doğrultuda da birçok yeni
inanışın çıkmasına sebebiyet vermiştir. Eski deizm inanışında; Tanrı ile
kişisel bir diyalog veyahutta karşılaşma mümkün gösterilirken; günümüzde
Tanrı'nın insanüstü olduğu ve Tanrı'yı anlamanın insan mantığı sınırları içinde
olmadığına inanılmıştır. Bunun yanı sıra; Agnostisizm, Evrenselcilik ve
Panteizm de başta olmak üzere; birçok felsefi akımın ortaya çıkmasıyla Deizm'e
olan ilgiyi düşürmüştür. Pandeizm, Deizm'in panteistik formudur. Deizm ile
ilgili eleştiriler [değiştir] Deizm düşünce sisteminin dini konularda insan
düşüncesini reddettiği ve insan düşüncesinin tanrı kavramını algılayacak
yeterliliğe sahip olmadığı öngörülerek eleştirilir. Cennet ve cehennem kavramı
kilise, sinagog, cami, tapınak ya da diğer mabetleri, tanrıyla kul arasındaki
ibadete rehberlik edildiği önerilen papaz, imam, şaman, rahibe, rahip,
kardinal, şeyh vb. dini görevlileri ve peygamberleri reddederler
ActivityRank: 130