Geçtiğim hafta içinde bir yıl daha Bilgi’de full-time ders vereceğim
kesinleştiğine göre, ciddi bir yazar olma değilse de, hiç değilse bir ders
kitabı yazabilme, seminer notlarımı kitaplaştırabilme hevesim, en azından
bir-iki yıllığına daha ertelenmiş oldu. O halde, daha işlek bir yazma tarzı
tutturabilme meselesi iyiden iyiye aciliyet kazanmış durumda.
Deniz’in (Sözeri, yeğen) önerdiği bir Web sayfası yapma, yeni bir format bu amaca hizmet edebilir mi? Olabilir ama emin değilim.
İyisi mi oradan, Deniz ve Aylin’le (Gürkaynak) konuştuklarımızdan başlayayım. Deniz’in aktardığı verilere göre, Net’te bir klibi izlemeye ayrılan ortalama süre 80 sn, bir sayfaya ayrılanı ise 25-30 sn kadarmış. Ben Facebook’un anasayfasında göz attıklarımın dı ...... [ Geri kalanını oku ]
Deniz’in (Sözeri, yeğen) önerdiği bir Web sayfası yapma, yeni bir format bu amaca hizmet edebilir mi? Olabilir ama emin değilim.
İyisi mi oradan, Deniz ve Aylin’le (Gürkaynak) konuştuklarımızdan başlayayım. Deniz’in aktardığı verilere göre, Net’te bir klibi izlemeye ayrılan ortalama süre 80 sn, bir sayfaya ayrılanı ise 25-30 sn kadarmış. Ben Facebook’un anasayfasında göz attıklarımın dı ...... [ Geri kalanını oku ]
Halen DeviantArt'ta çıplak erkek figürü fotoları üzerine bir yarışma sürüyor.
Adayların toplandığı bir yer ve toplu halde görülebilecekleri (hatta oy
verilebilecek) bir yer olmalı ama ben daha bulamadım. Her halükarda, şimdiye
kadar benim karşıma çıkan "male nude"lar içinde benim favorim bu (yarışmaya
katılamayacak kadar eski bir iş). Sanatçı kendisi hakkında, "ateist olduğu,
Richard Dawkins'i ve V for Vendetta"yı sevdiği gibi, beni pek de açmayan
tercihleri dışında bir şey belirmemiş.
...... [ Geri kalanını oku ]
...... [ Geri kalanını oku ]Dün gece Klaus Gesing üzerine yazdıklarımdan sonra, bu akşam yine kendimi hiç
beklemediğim bir şekilde yeniden onun Bach albümünü dinler buldum. Aslında
şaşırtıcı olan, Gesing’i dinliyor olmak değildi, bilmiyorum kaç yıl sonra ilk
kez Bach’ın herhalde en ünlü melodisi, 1068 eser sayılı orkestra süitinden
malum aryayı, sıkılmadan, içim bayılmadan, büyük bir zevk alarak, evet huşu
içinde dinleyebiliyor olmaktı.
Ne demek istediğimi anlamak için, sabrınız varsa aryayı bir kez daha aşağıdaki yorumdan dinleyin (hiç değilse orijinal sazlarla icra ediliyor olmak gibi bir avantajı var).
Max Reger’in iki piyano düzenlemesi, melodiyi asgarî çatısına indirerek insanın müzikle daha “akademik” olsa da, yine de daha taze bir ilişki kurmasına im...... [ Geri kalanını oku ]
Ne demek istediğimi anlamak için, sabrınız varsa aryayı bir kez daha aşağıdaki yorumdan dinleyin (hiç değilse orijinal sazlarla icra ediliyor olmak gibi bir avantajı var).
Max Reger’in iki piyano düzenlemesi, melodiyi asgarî çatısına indirerek insanın müzikle daha “akademik” olsa da, yine de daha taze bir ilişki kurmasına im...... [ Geri kalanını oku ]

Güzel geçmiş ama çok yorucu bir haftanın sonunda, birbiriyle tamamen
ilişkisiz iki şey:
Anuouar Brahem’in albümü hakkında hâlâ net bir fikir sahibi olamadım. İlk
parçasından sonra biraz hayal kırıcı bulma eğilimindeyim. O yüzden, şimdilik
yalnızca onu paylaşacağım…
http://rapidshare.com/files/353604916/Anouar_Brahem_01_The_Lover_Of_Beirut.mp3
Daha heyecan verici değilse de, eğlenceli olanı ise, bu albümün “as konuk
sanatçısı” bas klarnetçi Klaus Ge
...... [ Geri kalanını oku ]
Belki buraya bundan böyle, tumblr’da bulduklarımdan esinlenmiş,
böyle kısa kısa notlar da eklerim. Bu, bir ilk deneme…
Tumblr’a “Study for Golden Age” (1862) ile ilgili olarak, “Ingres’ın
yaptığı ve gerçekten sevdiğim belki de tek iş” diye yazmıştım. (Oysa sanat
tarihinin büyük ustalarının çoğunu zaman içinde, mesafeli bir yerden de olsa,
sevmeyi, ya da sevmeyi değilse de bir düzeyde ve kısmen anlamayı, öğrendim—
Velasquez tipik bi
...... [ Geri kalanını oku ]Facebook’a yazdığımda retorik gibi tınlamış olabilir ama gerçekten
anlamıyorum nasıl olup da geçen yıl Anuoar Brahem’in yeni albümü “The
Astounding Eyes of Rita”nın yayınlanmasını nasıl olup da ıskalamış olduğumu; ağ
dünyasını çok daha iyi takip ettiğimi sanıyordum.
Belki biraz bunun (önce kendime karşı) mahcubiyeti ile ama biraz da dönemin ilk haftasını iyi tamamlamış olmanın keyfiyle kendime verdiği izin sayesinde, hemen bu blognotun baş
...... [ Geri kalanını oku ]Belki biraz bunun (önce kendime karşı) mahcubiyeti ile ama biraz da dönemin ilk haftasını iyi tamamlamış olmanın keyfiyle kendime verdiği izin sayesinde, hemen bu blognotun baş
Öncelikle bu şarkıyı dinleyerek yazımı okumanızı tavsiye ediyor ve başlıyorum.
Demirhan Baylar – İyi Günler Kimler ahkâm keser kimlerin buna hakkı vardır ya
da herkesin ahkâm kesme zorunluluğu var mıdır? Sorular sorular sorular… Kendime
sordum bu soruları, bence kişi bir işte ne kadar profesyonel olursa olsun
çaylaklarının yanına gittiği zaman ahkâm kesmemeli, bi insan ahkâm kesme
zorunluluğu [...]
Genellikle ahlakçı bir çerçeveden “oğlancılık” (ya da belki de daha doğru
deyişle “sübyancılık”) diye adlandıran şeyi, ideal içeriğini de gözeterek
anlamlandırma çabasıyla, sanırım ilk kez, Doris Lessing’in Golden Notebook
romanında karşılaşmıştım. Şimdi ilgili pasajı yeniden okumak üzere gidip kitabı
bulmaya üşeniyorum ama yanlış hatırlamıyorsam, sevgilisi tarafından daha genç
bir kadın uğruna
terk edilmiş, üstelik kendisi de
bir oğlan çocuğu
...... [ Geri kalanını oku ]
terk edilmiş, üstelik kendisi de
bir oğlan çocuğuBu notu belki de sırf, bir Karşıdan Sesler notu göndermeyeli artık çok uzun
zaman oldu, diye yazıyorum. Özellikle şu son bir aydır filan, akşamları daha
ziyade Sanat Tarihi seminerleri için resim bakar, onlar üzerine düşünürken,
üzerine çok da fazla yoğunlaşmamı gerektirmeyen dünya müziği örnekleri
dinliyorum. Bu arada, belki çok kalıcı olmayan ama dinledikçe insanın içini
ferahlatan bazı keşiflerim olmadı değil; münferit parçalar oldukları ölçüde ve
YouTube’da kayıtlarını bulduğumda, bunları Facebook üzerinden paylaştım.
Ama Port o’ Monkey grubunun YouTube’da yayınlanan Sinagog konseri müziğe bir şey katmaktan ziyade eksilten bir örnek… Ama hiç değilse o sayede, “ileri orta yaşlı” gibi göründükle...... [ Geri kalanını oku ]
Ama Port o’ Monkey grubunun YouTube’da yayınlanan Sinagog konseri müziğe bir şey katmaktan ziyade eksilten bir örnek… Ama hiç değilse o sayede, “ileri orta yaşlı” gibi göründükle...... [ Geri kalanını oku ]
Blake’le işimi bitirmedim, biter mi hiç? Yazmak istediğim, kafamda bir yere
kadar toparladığım en az bir yazı (not) daha var, Blake’in 18. yüzyılın dinî
tartışmaları, özellikle Deizmle, ama oradan giderek genel olarak
“immanentism”le, “vahdet-i mevcutçuluk”la ilişkisi üzerine... Ne de ara bir
parantez olarak açtığım “animalism” temasıyla işimi bitirdim. Ama bunlar şimdi
beklemek zorunda kalacak; romantizme modernizme giden sürecin tarih-öncesinde
son yapı taşını, Goya vesilesiyle İspanya’yı gözden geçirmek üzere…
Bu akşamki notları, elimden geldiğince, tam anlamıyla, çalışırken tutulmuş notlar şeklinde yazmaya çalışacağım— yani önceden kurgulanmış bir tema ya da tez doğrultusunda tasarlanmış bir yaz...... [ Geri kalanını oku ]
Bu akşamki notları, elimden geldiğince, tam anlamıyla, çalışırken tutulmuş notlar şeklinde yazmaya çalışacağım— yani önceden kurgulanmış bir tema ya da tez doğrultusunda tasarlanmış bir yaz...... [ Geri kalanını oku ]
Üzerine yeni düşünmeye başladığım ama hakkında ne soracağımı, hatta nasıl
tarif bile edeceğimi bilemediğim bir tema… En kabacası: İnsanın hayvanlaşması,
hayvanlarla arasındaki akrabalığı keşfetmesi, hayvanî dürtülerini yardıma
çağırması, hayvanlardan öğrenmesi. Tumblr’a bu tema doğrultusunda resim
yüklerken “animalism” etiketini kullanıyorum.
İnsanın ilk aklına gelen, bu temanın Antik dönemde Klasik Çağ’dan
Helenizm’e, keza, modern zamanlarda da Rönesans’tan Barok’a geçerken önem
kazandığı… Bu genelleme, o da belki, modern zamanlar için doğru olabilir ama
Antikite için tutmuyor. Hayvan-insan çatışmasının, işbirliğinin, iç içe
geçmişliğ
...... [ Geri kalanını oku ]Benim Rönesans seminerlerine katılanlar, Hıristiyan ikonografisine dair şu iki
imgenin, Rönesans’ın oluşumunda ne kadar merkezî bir yer tuttuğu konusunu,
bezdiresiye vurguladığımı bilir. Önem sırasıyla söylemiyorum: Temalardan
birincisi, Çarmıha gerilme sahnesine Giotto’dan başlayarak Mecdelli Meryem’in
dahil edilmesi.
Galiba yedi yıloluyor, Rönesans seminerleri düzenlemeye başlayalı; o zamandan bu yana Giotto’dan önce Mecdelli Meryem’i çarmıha gerilme sahnesinde gösteren tek bir resim bulunmadığına dair iddiamın istisna oluşturabilecek tek bir örnek bile bulamadım. Bu bakımdan Arena Chapel’daki aşağıdaki resim Hıristiyan ikonografisinde bir “devrim” sayılabilir.
...... [ Geri kalanını oku ]
Galiba yedi yıloluyor, Rönesans seminerleri düzenlemeye başlayalı; o zamandan bu yana Giotto’dan önce Mecdelli Meryem’i çarmıha gerilme sahnesinde gösteren tek bir resim bulunmadığına dair iddiamın istisna oluşturabilecek tek bir örnek bile bulamadım. Bu bakımdan Arena Chapel’daki aşağıdaki resim Hıristiyan ikonografisinde bir “devrim” sayılabilir.
Dün akşam Blake’in Songs of Experience’ını (1789) baştan aşağı
okudum. (Öyle çok böbürlenecek, ahım şahım bir iş değil: Hepsi hep
si, kısa, nisbeten kolay 19 şiir… Henüz şiirlerin Türkçe çevirilerini
bulmadım; o yüzden metinler üzerinde çok uzun uzadıya durmayacağım. Ancak
yalnızca bu metinlere bakarak, Blake’in o tarihte kiliselerine devam ettiği
Swedenborgcular’la ve Swedenborg’un düşüncesi ile ilişkisinin hangi evresinde
olduğu hakkında bir şey söylemek zor…
Yalnıza, ertesi yıl yazmaya başlayacağı “prophetic” kitabı Marriage of
Heaven and Hell’de Swedenborg’dan kopuşunu ifade edeceğini biliyoruz.
Kitabın 1794’ten sonraki bütün basımlarında
...... [ Geri kalanını oku ]Bugün uludağ sözlük yazarları her gün muntazam şekilde entry girdiği, bilgiler
edindiği ve yazmayı hastalık haline getiren sözlüklerini bir reklam uğruna 1
saatliğine kapatıldığını gördü. Bu bir vodefone reklamı idi. eğer bilmem ne
tarifesine geçersek sözlük anında açılacakmış. Yok böyle bir şey sevgili zall
herkes senin cebine para girsin diye bunu yapmaya mecbur değil. [...]
Blake’in abisi Robert (kaç yaş büyüğü olduğunu daha bulamadım) Şubat 1787’de
öldü. Ölümünden önceki iki hafta boyunca Blake başında beklemişti; ölümünün
ardından üç gün süren bir uykuya daldı. İddiaya göre uykusunda abisinin
hayaleti kendisine, bundan sonra bütün baskılarında kullanacağı (nisbeten daha
ucuz) tekniği öğretti. Bu tekniği kullanarak bastığı ilk gravür
Approach of Doom idi.
Yapıt abisinin
...... [ Geri kalanını oku ]William Hogarth için çizgi romanın (“Western sequential art”— Wikipedia)
babası deniyor.
Diğer yandan, Blake’in resmin fazla çocuksu bulduğumu söyleyerek,
aşağıdaki resmi gösterdiğimde İştar “çizgi roman gibi” dediğinde,

“ben de çocuksu diyorum ya” deyince, İştar “çizgi romanın nesi
çocuksuymuş!?” diye itiraz etti.
Tamamen başka bir yandan: Daha 1950’lerde yazdığı bir yazıda Northrop
Frye, şiir ve desenler
...... [ Geri kalanını oku ]
Jutta Held (1933–2007) • Titian's Flaying
of Marsyas: an Analysis of the
Analyses
Oxford Art J, June 2008; 31: 179 - 194.
...... [ Geri kalanını oku ]Titian’s Flaying of Marsyas (Fig. 1) has been described as a ‘fateful
painting’, more of the twentieth century than of the sixteenth, and has been
compared with Picasso’s Guernica.1 (…)
In the view of some researchers, Titian has projected his own self-portrait onto the figure of Midas, characterised as a melancholic. The most difficult figure is Apollo. Both the musician with the lyre and the kneeling
In the view of some researchers, Titian has projected his own self-portrait onto the figure of Midas, characterised as a melancholic. The most difficult figure is Apollo. Both the musician with the lyre and the kneeling
1 seneyi aşkın amatör olarak Room 328 adlı bir tasarım programı kullanıyorum.
Hem eğlenip hemde kendinizi geliştirebileceğiniz hatta kendi evinizi
tasarlayabileceğiniz bir program bu. Kolay bir kullanımı var “Room328”
yukarıdaki fotoğrafa tıkladığınızda siteye giriş yapıp kolayca programı
bilgisayarınıza indirip kullanıma başlayabiliyorsunuz. Her yaptığınız tasarımda
geliştiğinizi farkediyorsunuz belkide profesyonel bile olabilirsiniz (: Normal
üyelikte bazı eşyaları [...]
Aslında bu not bu başlığı hak etmiyor. "Baskı" ("engraving", gravür)
teknikleri (ahşap baskı, taş baskı -litograf- vs), "oyma" ("etching")
teknikleri, bunların birbirlerinden farkı, ilişkileri üzerine aşağı yukarı
hiçbir şey bilmiyorum. Dolayısıyla notlar bu teknik yön hiç hesaba
katılmadan tutulmuştur.
Yalnız belki şunu eklemek gerekiyor: Notta bir ara Gutenbergden söz ediliyor. Lise"de bize Gutenbergden "matbaanın mucidi" diye söz edilirdi. Tabii Gutnberg aslında "moveable type" denen ve belki Türkçede daha çok "dizgi" diye karşılanması gereken, tek tek harflerin ayrı kalıplara dökülmesi tekniğinin mucidi. Ondan önceki baskı pratiğinde bütün bir sayfanın tamamı ahşap üzerine oyulur ve bu kalıp baskı kalıbı olarak kullan
...... [ Geri kalanını oku ]Yalnız belki şunu eklemek gerekiyor: Notta bir ara Gutenbergden söz ediliyor. Lise"de bize Gutenbergden "matbaanın mucidi" diye söz edilirdi. Tabii Gutnberg aslında "moveable type" denen ve belki Türkçede daha çok "dizgi" diye karşılanması gereken, tek tek harflerin ayrı kalıplara dökülmesi tekniğinin mucidi. Ondan önceki baskı pratiğinde bütün bir sayfanın tamamı ahşap üzerine oyulur ve bu kalıp baskı kalıbı olarak kullan
Eh ne kaybettim? Bütün bir ömrümü mü? Hayır Umutlarımı mı? Hayır Hayat boyu
yalnızlığa mı mahkum ettiler? Hayır Çok zengindim şimdi beş parasız mıyım?
Hayır (ki o da bir yere kadar) Maddi manevine zararı oldu onun bana Koca bir
hiç.. Tagged: birazbira, hiç, kabus, kaybedilenler, Uyku
- Sayfa 1
- İleri
İpuçları;
Bu bölüm ile Site üzerinde yazmış olduğunuz Makaleleri yayınlayabilir, site'de kendinizi yazar kişi konumunda bulundurabilirsiniz. Yazdığınız makaleyi yorumlatıp üyelerin yazınız hakkındaki düşüncelerini öğrenebilirsiniz. Ayrıca internet üzerinde oluşturduğunuz kişisel blog sayfanızı sağ menüdeki "blog ekle" butonu ile sitede otomatik olarak yayınlatabilirsiniz.
Not: Her üye dış kaynaklı 1 blog sayfasını siteye entegre edebilir. Entegre edilen blog ve sitemiz üzerinde oluşturduğunuz makale yazısı site içeriği ile uyumlu olmalıdır.
Bu bölüm ile Site üzerinde yazmış olduğunuz Makaleleri yayınlayabilir, site'de kendinizi yazar kişi konumunda bulundurabilirsiniz. Yazdığınız makaleyi yorumlatıp üyelerin yazınız hakkındaki düşüncelerini öğrenebilirsiniz. Ayrıca internet üzerinde oluşturduğunuz kişisel blog sayfanızı sağ menüdeki "blog ekle" butonu ile sitede otomatik olarak yayınlatabilirsiniz.
Not: Her üye dış kaynaklı 1 blog sayfasını siteye entegre edebilir. Entegre edilen blog ve sitemiz üzerinde oluşturduğunuz makale yazısı site içeriği ile uyumlu olmalıdır.
En Aktif Üyeler
Beslemeler
Son Aktiviteler
Paylaş
Reklam Alanı

